Bir girişimci günlüğü...
Catching Elephant is a theme by Andy Taylor
zaman zaman leventbali.com adresinde yazıyorum, alışamadım buraya.
beklerim.
birikmiş paran yok ise; sakın girişme!
ve bugün ilk transaction! ahah kendi kredi kartımdan :)
hem de kendi sanal posuma bile değil, danışmanlık yaptığım şirketin posunu bağladım testler için.
bir yersiz endişe aldı beni, bu kadar kastıktan sonra sanal pos için bankada sıkıntı çıkar mı diye.
önce karar verdim.
sonra zor olan, işten ayrılacağımı söylemekti, yaptım.
sonra işten ayrıldım.
ofis (dükkan) tuttum.
bugünler boya yapmakla geçti.
kanal çakmakla, raf ve masa monte etmekle.
bir an önce dükkanı adam edip artık işe, sitemize odaklanmamız lazım.
ama, sabah dükkanın kepengini açıp yukarı sürmek ve buz gibi odaya girip kahve makinasını hazırlamak acaip bir keyif veriyor.
yaşamak lazım.
bugün dükkanı tuttuk.
ucuz etin yahnisi hesabı, kötü biraz. adam etmek zor olacak.
hele bir kafamızı sokalım da, halledeceğiz artık.
bu cuma günü son iş günüm. herşey hızlı hızlı oluyor, endişelenmiyor değilim.
pazartesi işten ayrılacağımı söyledim müdüre, bir yandan şaşırdı bir yandan da “zaten böyle bir beklentim vardı senden” dedi. “programcı olarak kalacak gibi durmuyordun, sürekli bir şeyler üretiyordun” vs.
hem yasal hem de etik sorumluluklarımı yerine getirdikten hemen sonra ayrılacağım.
sırada, ofis (dükkan) tutma…
kredi onaylandı, aldım, ve harcadım.
artık dönüşü yok, ya batacağım ya çıkacağım.
pazartesi müdüre ayrılacağımı söyleyeceğim.
(bu karamsar modda bir post, beni cesaretlendirmek isterseniz yorum filan yazabilirsiniz)
bugün asıl satış kanalımız olacak sitemizin domain’ini satın aldık ve eticaret uygulamamızı aktif ettik. yazılımı deniyoruz, öğreniyoruz. bir yandan işten ayrılmak için en doğru anı kolluyor, bir yandan pazar araştırmaları yapıyorum. ama en zor kısmı atlattığımıza inanıyorum şimdilik.
marka…
50 farklı isim arasından, biraz da aceleye ile akılda kalıcı, şeker bir isim seçtik. umarım zorunda kalmayız ama isim değişikliği mümkün tabi.
şimdi sırada, işten ayrıldığımda karşılaşacağım ilk maddi sıkıntıları çözmek amacıyla banka kredisi öekmek var. birikmiş kredi kartı borcumu sıfırlamak ve şirket kuruluş masrafları için bu gerekli. riskli evet ama gerekli.
Çok uzun zamandır aklımda olan, içimden sürekli tekrar ettiğim cümleyi geçtiğimiz gün ilk defa kendi ağzımdan duydum. 30 Aralık 2010, yılın sondan bir gün öncesi, 2011’e bir gün filan kala…
Ürperdim duyduğumda…
“Bu ay işi bırakıyorum. artık kendi işimi yapacağım”
Yeni evliyim, yeni ve pahalı bir evde kiracıyım. 29 yaşındayım, 1996’dan beri çalışıyorum. Son 3 yıldır piyasanın kalburüstü yazılım firmalarından birinde yazılımcıyım. Her ayın başında maaşımı almayı, maaşımı aldığım gibi oturduğum pahalı evin kirası, faturalar ve kredi kartı borcumu ödemeye haddinden fazla alışkınım. Bir memurdan farkım yok, hiç olmadı.
30 Aralık 2010’a kadar her gün kendi İnternet şirketlerimi kurdum “aklımda”. Ama hiçbir zaman ayın birinde kiramı, faturalarımı ve kredi kartı borcumu ödememi sağlayan maaşımdan vazgeçemedim. Evlenince bu korku kat kat büyüdü bir de.
Çeşitli girişimlerim olmadı değil, 2004 yılında AC90.com‘u kurdum. AC90’dan kazandığım para maaşıma ulaştığında işten ayrılacaktım. Ama asıl verimli olduğum vakti işe ya da iş ile ilgili araştırmalarıma, görüşmelere, toplantılara harcayamadığım için hiçbir zaman bu geliri elde edemedim.
Bir yerde okumuştum, “karanlık bir tünele girmek gibi girişimcilik” diyordu. Aslında benim gibilerin durumu “karanlık tünelde, yol ayrıldığında, aydınlık yolu seçmemek”.
Bu blogda 30 Aralık 2010’dan itibaren yaşadıklarımı anlatmaya çabalayacağım.
Ben yapabileceğime inandım.
Karım, ailem, dostlarım bana inandı.
Çıktığım bu yolda, Allah utandırmasın.
because i can